Gökçe Gökçen: “Mahkemenin İşi Sanık Seçerek Davayı Yönlendirmek Midir?”

13.01.2026

Gökçe Gökçen İstanbul iddianamesi,Mehmet Pehlivan tutuklama,Adem Soytekin itirafçı,İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi,tutukluluk incelemesi CMK 108,savunma hakkı ve avukatlık mesleği,gizli tanık ifadeleri,hukuksuz iddianame eleştirisi,siyasi yargılama,Ekrem İmamoğlu davası son durum,Cumhurbaşkanı adayına iftira,25.1 milyon yurttaşın iradesi,CHP kurultayı ve sloganlar,itibar suikastı,siyasi yasak davası CHP,Ekrem İmamoğlu adaylık süreci,CHP Hukuk Politikaları Genel Başkan Yardımcısı,Gökçe Gökçen basın açıklaması

Cumhuriyet Halk Partisi Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, İstanbul iddianamesi ve Avukat Mehmet Pehlivan’a ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Gökçen’in açıklaması şu şekilde:

“İstanbul iddianamesinde kırmızıyla yazılan bir bölüm bulunuyor. İddianamedeki kırmızılı bölüm, başsavcılık eliyle avukatlık mesleğine açılan savaşın resmidir.

İddianamenin ilgili bölümünde Avukat Mehmet Pehlivan, “müvekkili lehine en iyi savunmayı yapmak, lehe olan delillerin toplanmasına yardım etmek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olmak” gibi fiillerden sorumlu tutuluyor.

Adem Soytekin, itirafçı olduktan sonra serbest bırakılmış, ardından beyanları gerçeğe aykırı olduğu gerekçesiyle yeniden tutuklanmıştı. Mehmet Pehlivan’ın tutuklanması, tamamen Soytekin’in ifadelerine dayanıyordu. Soruyoruz: Soytekin’in ifadeleri gerçeğe aykırıysa Mehmet Pehlivan neden hala tutuklu?

Şimdi ise İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Adem Soytekin’in tutukluluk incelemesini alışılmışın dışında bir yöntemle yaptı. Bu davada yargılanan diğer tüm sanıklar açısından CMK madde 108 gerekçe gösterilerek tutukluluk incelemesi dosya üzerinden yapılmıştı. Soytekin’e ayrıcalık tanınarak cezaevinden adliyeye götürülmesi, yürütülecek yargılamaya dair işaret veriyor. Duruşma öncesi yapılmak istenenlere dair işaret veriyor. Soruyoruz: Mahkemenin işi sanık seçerek davayı yönlendirmek midir?

Hatırlayalım;

560 milyar iddiası yalan çıktı, iddianamede bulunmuyor.

Bavullarda para iddiası yalan çıktı, iddianamede bulunmuyor.

Kasalarda para iddiasının televizyonda kullanılan stok görüntüden dolayı ortaya atıldığı anlaşıldı, iddianamede bulunmuyor.

Parkelerin altında 2 milyon dolar iddiası yalan çıktı, iddianamede bulunmuyor.

“Rüşvetin ses kaydı dosyaya sunulacak demişlerdi”, iddianamede bulunmuyor.

Gazeteciye, gence, itiraz eden yurttaşa layık görülen dezenformasyon sansür kanunu, nasıl oluyorsa hiç bu konularda işlemiyor.

İddianamede Cumhuriyet Halk Partisi var, kurultayımız var, sloganlar var, “Cumhurbaşkanı adayı olmak” var, ama suç yok, delil yok. Bu yüzden gizli tanıkların, iftiracıların ifadeleri üzerine inşa edilmiş bir kurguyla, itibar suikastları üzerinden, siyasi bir yargılama sürdürülüyor.

Unutulmasın: Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nu bu iftiralarla hapsedenlerin kulaklarını, imzasıyla “adayımı yanımda istiyorum” diyen 25.1 milyon yurttaşımız çınlatıyor. Yoksulluğa, haksızlığa, yoksunluğa mecbur bırakılan milyonlar, derhal adayına kavuşmayı bekliyor.”