Murat Bakan: İçişleri Bakanlığı Kadınları Ölüme Terk Ediyor!

08.03.2026

CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili açıklama yaptı.

“KADES var ama işlemiyor. Her gün kadınlar öldürülüyor, kimse sorumluluk hissetmiyor. 23 kadın koruma kararı olmasına karşın öldürüldü. Eleştirmek için eleştirmiyoruz; rakamların ortaya koyduğu bir gerçekten bahsediyoruz. 2024 yılında Türkiye, veri tutulmaya başlandığından bu yana en yüksek kadın cinayeti sayısını yaşadı: 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 258 kadın şüpheli biçimde hayatını kaybetti. 2025 yılında da tablo değişmedi: 297’si doğrudan cinayet olmak üzere 391 kadın hayatını yitirdi. Bu kadınların 253’ü en güvenli hissetmeleri gereken yerde, evlerinde katledildi. Sadece hukukun uygulanmasıyla ilgili ihmalleri ya da göz yummaları değil; asıl konuşmamız gereken, önleyici tedbirlerdeki açık ihmaller. Koruma kararlarıyla ilgili ihmaller ve özellikle KADES ile ilgili açıkların ve keyfi tutumların üzerine gitmek zorundayız. Biz, bu hesabı sormaya ve bu dönüşümü yapmaya hazırız. 8 Mart’ta ve her gün!” diye konuşan CHP’li Bakan açıklamasında şunlar söyledi:

Koruma kararları kağıt üzerinde kalıyor

“İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğundaki en kritik başarısızlık, verilen koruma kararlarının sahadaki karşılığının olmaması. Devlet bir yandan kadına tehlike altında olduğunu söyleyip tedbir kararı veriyor; öte yandan o kararı uygulatacak mekanizmayı işletmiyor. 2024 yılında 28 kadın, aktif koruma kararı olmasına karşın hayatını kaybetti. 2024'ün yalnızca ilk 6 ayında 16 kadın tedbir kararı sürerken öldürüldü. Uzaklaştırma kararlarının etkin biçimde denetlenmesi ve ihlallerin raporlanması için sistematik bir mekanizma bulunmuyor. Karar ihlalleri çoğunlukla mağdurun şikâyetine bırakılıyor; kolluk, ihlali re'sen takip etmiyor. Serpil Erfındık ve Hülya Şellavcı davaları bu ihmallerin ne denli ağır sonuçlar doğurduğunu gözler önüne sermiştir. Koruma kararını uygulamakla yükümlü olan kolluk görevlileri hesap vermek zorundadır. Bu bir tercih değil; devletin anayasal yükümlülüğüdür.

KADES reklam aracı mı, koruma mekanizması mı?

KADES uygulaması, kadın güvenliği alanında İçişleri Bakanlığı'nın en görünür politika aracıdır. Ancak indirme sayısındaki artış, cinayetlerdeki düşüşle karşılık bulmamaktadır. KADES 8 milyon 900 binden fazla kez indirildi. Fakat bu rakam, devlete güveni değil; korunma ihtiyacının ne denli kritik boyutlara ulaştığını gösterir. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin ardından geçen 4 yılda bin 443 kadın öldürüldü, KADES yaygınlaşmaya devam etti. İhbarların ortalama yarısı 'asılsız' çıktığı için kaynaklar verimli kullanılamıyor; sistem tıkanıyor. Akıllı telefonu olmayan ya da telefona el konulan kadınlar uygulamaya erişemiyor. Bu temel tasarım açığı 8 yılda kapatılmadı. Müdahale süresi standarda bağlanmamış; performans ölçümü yapılmıyor. KADES, İçişleri Bakanlığı'nın bu alanda attığı en somut adımdır. Ancak adımın büyüklüğü, sonuçla ölçülür. Kadın cinayetlerinin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığı bir tabloda uygulama başarısından söz etmek mümkün değildir. KADES reklam aracı mı? Koruma mekanizması mı?

Elektronik izleme zorunlu değil, istisna

Elektronik kelepçe sistemi, uzaklaştırma kararlarını fiilen uygulanabilir kılacak en etkili araçlardan biri. İçişleri Bakanlığı bu sistemi yıllardır tanımlıyor; ancak istisnai uygulama düzeyinde bırakıyor. Uzaklaştırma kararı verilen faillerin elektronik izlemeye alınması kural değil; hâkim takdirine bırakılan istisnadır. Faillerin ateşli silahlara erişimini engelleyecek sistematik bir mekanizma işletilmiyor. Oysa 2024'te kadın cinayetlerinde en yaygın yöntem ateşli silahtır. Elektronik izlemenin sağladığı caydırıcılık, yaygınlaştırılmadığı sürece işlevsizdir. Koruma kararı ve elektronik izleme birlikteliğinin zorunlu hale getirilmesi İçişleri Bakanlığı’nın yetkisindedir ve bu yetki kullanılmamaktadır.

Kolluğun tutumu: “Aile meselesi” yanılgısı

Mor Çatı ve Örgütlenme Hukuku Derneği başta olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşunun alan araştırmaları, kolluğun kadına yönelik şiddete yaklaşımındaki yapısal sorunu ortaya koyuyor: Kadınların kolluk birimlerine yaptığı başvurular çoğu zaman ciddiye alınmıyor. Şiddet olayları ‘aile içi mesele’ olarak değerlendirilip taraflar uzlaştırmaya çalışılıyor. Kadınlar çeşitli baskılarla şiddet ortamına geri dönmeye zorlanıyor. Tehlike düzeyi, objektif kriterler yerine görevin memuruna göre öznel biçimde belirleniyor. Bu bireysel memurun hatası değil; AKP’nin zihniyet ve politika tercihlerinin sonucudur.

Veri olmadan hesap sorma olmaz; hesap sorma olmadan sorumluluk olmaz!

Kadın cinayeti verilerini bugün kamuoyuyla sistematik biçimde paylaşan, İçişleri Bakanlığı değil; Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi sivil toplum kuruluşları. Bakanlık bu verileri ne düzenli tutuyor ne de kamuoyuyla paylaşıyor. Aylık kadın cinayeti ve şüpheli ölüm verisi bakanlık tarafından yayımlanmıyor. Şüpheli kadın ölümlerinin soruşturma sonuçları kamuoyuyla paylaşılmıyor. Koruma kararı uygulama oranlarına ilişkin resmi istatistik bulunmuyor. Veri olmadan hesap sorma olmaz; hesap sorma olmadan sorumluluk olmaz.

Biz ne yapacağız?

Koruma kararına denetim zorunluluğu şart. Uzaklaştırma kararı verilmesi ile aktif kolluk denetiminin başlaması birbirinden ayrılamaz. Her aktif koruma kararını bir memura sorumluluk olarak atayacak, ihlal bildirimini resen harekete geçirecek dijital takip sistemini kuracağız. Elektronik izleme istisnadan kurala dönüşecek. Uzaklaştırma kararı verilen ve tekrarlayan şiddet geçmişi bulunan her fail için elektronik kelepçe uygulamasını otomatik hale getireceğiz. Faillerin ateşli silah ruhsatlarının koruma kararıyla eş zamanlı askıya alınmasını sistemin standart adımı yapacağız. KADES’i gerçek bir acil sisteme dönüştüreceğiz. Müdahale süresini zorunlu standarda bağlayacak, her gelen çağrının sonucunu kayıt altına alacak ve bu verileri aylık kamuoyuyla paylaşacağız. Akıllı telefonu olmayan kadınlar için alternatif ihbar kanalları oluşturacağız. Kolluk ihmalini hesapsız bırakmayacağız. Koruma kararı olan bir kadın öldürüldüğünde, o kararı uygulamakla yükümlü memur hakkında otomatik idari ve adli soruşturma başlatılacak. Bu bir cezalandırma refleksi değil; devletin kendi görevlisine karşı hesap verebilirlik standardıdır. Tüm kolluk personeline toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimini yenilenebilir ve sınav zorunluluğuna bağlı biçimde vereceğiz. Eğitim sonuçlarını sahaya yansımasıyla ölçecek bağımsız denetim mekanizması kuracağız. Veri şeffaflığını yasal zorunluluk haline getireceğiz. İçişleri Bakanlığı, kadın cinayeti verilerini, şüpheli ölüm soruşturma sonuçlarını ve koruma kararı uygulama oranlarını aylık olarak yayımlamakla yükümlü olacak. Sayamadığınız şeyi yönetemezsiniz; yönetemediğinizin hesabını veremezsiniz.”