Türker Ateş TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Konuştu: “İki Ayda 45 Milyar Lira KOBİ Kredisi Battı, Türkiye Yoksullaştıran Büyüme Sürecinde!”

05.11.2026

Türker Ateş konuşması,Türker Ateş Ticaret Bakanlığı bütçesi,beyaz eşya sektörü krizi ihracat düşüşü,Bolu kanatlı sektörü kayyum, yoksullaştıran büyüme dış ticaret hadleri

CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş:

- “İki ayda 45 milyar lira KOBİ kredisi battı, batık kredi miktarı 330 milyar liraya ulaştı!”

- “Fonda 3 bin KOBİ’nin 161 milyar lirası kilitlendi; 50 milyar liralık Nefes Kredisi batık parayı bile karşılamaya yetmiyor.”

- “Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı 96 milyar dolara çıktı; Şimşek programı yüzünden tekstilden sonra beyaz eşya sektörü de batma noktasına geldi.”

- “Bolu’nun kanatlı sektöründeki ISO 500 devlerine denetim kayyumu atandı; üreten iş insanları itibarsızlaştırılırken fonda kazananlara dokunulmuyor.”

- “Ucuza satıp pahalıya alıyoruz: Dış ticaret hadleri 90'a geriledi, Türkiye 'yoksullaştıran büyüme' sürecinden geçiyor!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bolu Milletvekili Türker Ateş, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştirilen Ticaret Bakanlığı’nın 2027 Yılı Bütçesi görüşmelerinde söz aldı. Ticaretin bel kemiği olan KOBİ'lerin yaşadığı kitlesel batış krizini, fonlarda sıkışan milyarlarca lirayı, tırmanan dış ticaret açığını, tekstil ve beyaz eşya sektörlerindeki üretici kayıplarını, Bolu'daki kanatlı sektörüne yönelik kayyum uygulamalarını ve Türkiye'nin "yoksullaştıran büyüme" sürecine girdiğini gösteren dış ticaret hadlerini Komisyon gündemine taşıdı.

CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş’in Komisyonda gerçekleştirdiği konuşma şöyle:

Sayın Başkan, Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli üyeleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ticaret Bakanlığının 2027 yılı bütçe teklifini görüşüyoruz. Şimdiden hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.

“BATIK KOBİ KREDİSİ 330 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI, 3 BİN KOBİ FONLARDA SIKIŞTI”

Konuşmama başlamadan önce, KOBİ kredileriyle ilgili bir gösterge göstermek istiyorum, bir haber göstermek istiyorum:

Yaklaşık iki aylık bir veri bu. Bu veride Ağustos ayında 285 milyar lira batık kredi var, Ekim ayında 330 milyar liraya ulaşmış; yani 45 milyar lira iki ayda batık! KOBİ'lerin paraları, yani ticaretimizin bel kemiği olan KOBİ'ler şu anda batış noktasında. Bu yaklaşık olarak iki ay önce, yani iki aylık bir dilimde konuşuyoruz, geçen haftayı dâhil etmiyoruz burada; rakam nereye geldi bilmiyorum. Nefes Kredisi için de konuştuğunuz rakam 50 milyar lira, ancak batık parayı karşılayabiliyor. Fonda sıkışan 3 bin tane KOBİ var, 161 milyar lira orada kalıyor.

Ekonomimizin kronikleşmiş yapısal sorunlarını da bir türlü çözemiyoruz. Türkiye'nin dış ticaret açığı büyümeye devam ediyor. Yıllıklandırılmış dış ticaret açığımız 96 milyar dolara ulaştı, geçen yıl 92,2 milyar dolar kapatmıştık.

“TEKSTİLDEN SONRA BEYAZ EŞYA SEKTÖRÜ DE KRİZDE: İHRACAT YÜZDE 17 GERİLEDİ”

Sayın Bakan, sürekli ihracat rakamları rekorlarından bahsediyoruz. Türkiye'nin meselesi yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, nasıl bir üretim yapısına sahip olduğumuz da önemli. İthal girdiye bağımlı üretim yapısını değiştirmeden bu sorunu kalıcı bir şekilde çözmemiz mümkün değil. İthalat bağımlılığımızı ve dış ticaret açığımızı azaltmak zorundayız.

Yüksek teknoloji ürün ihracatımız yüzde 2-3 seviyesinde. Şimşek programı yüzünden geleneksel ihracatçı sektörlerimiz batma noktasına geldi. Sürekli tekstil konuşuyoruz ama beyaz eşya sektörü de çok ciddi anlamda krizde: İlk dokuz ayda beyaz eşya üretimi yüzde 11, ihracatı da yüzde 17 geriledi. 2021'de 6 ana üründe 25 milyon ürün satmışız, ihraç ettiğimiz bu rakam şimdi 20 milyonun altında. Beyaz eşya sektörüne yönelik acil önlemler almalıyız, ayakta duran sektörlerimiz sizden destek bekliyor.

“BOLU’NUN ISO 500 DEVLERİNE KAYYUM ATANDI, FONDA KAZANANLARIN ADI BİLE VERİLMİYOR!”

Bolu ili için çok önemli bir sektörümüz var: Kanatlı sektör. Yıllarca yurt dışına emek vermiş dağıtım ağları kurmak için; sektörün kotalarını değiştiriyorsunuz. İhracatı bazen durduruyorsunuz, bazen kota koyuyorsunuz.

Şimdi, Sanayi Bakanlığında söyledim, size de söylemek istiyorum: Bir sabah bu arkadaşlar uyanıyor, ISO 500'de olan en büyük kanatlı sektör şirketlerine denetim kayyumu atanıyor. Bu arkadaşlarımız iş adamları, bütün kaynaklarını bu topraklara yatırmışlar ve şirketlerini büyütmek için şirketlerinin başından ayrılmamışlar. Şu anda iki ayda fonda kazanan arkadaşlarımız var; o fonda kazandıkları parayla bu bütün tesisleri satın alabilecek boyuttalar. Bu arkadaşlarımızı itibarsızlaştırdık, diğer fondaki arkadaşlarımızın bir tanesinin adını veremiyoruz. Şimdi hangisi itibarlı, hangisi itibarsız; bunu sizin inisiyatifinize bırakıyorum. İktidar olarak hedeflere böyle adımlarla yanaşmamak lazım. Çok üzücü bir tablo, ben sizler adına da üzülüyorum, gerçekten üzülüyorum.

“UCUZA SATIP PAHALIYA ALIYORUZ: TÜRKİYE YOKSULLAŞTIRAN BÜYÜME SÜRECİNDE”

Sayın Bakanım, sizin övündüğünüz rekor ihracat rakamları bir şeyi gizliyor: Türkiye bugünkü dış ticaret rejimiyle yoksullaştıran büyüme sürecinden geçiyor. Daha fazla ihracat yapmamız zenginleşmemiz anlamına gelmiyor. Türkiye'de dış ticaret hadleri bunun önemli bir göstergesidir.

TÜİK verilerine göre dış ticaret haddimiz Ağustos 2025'te 94,3 iken Ağustos 2026'da 90'a geriledi. Aynı dönemde ihracat birim değerlerimiz yüzde 8,5 artarken ithalat birim değerimiz yüzde 13,7 arttı. Yani ucuza satıyoruz ama pahalıya alıyoruz, bu önemli. Bu, aynı miktarda ihracattan daha az ithalat yapabilme riski demektir.

Türkiye'nin büyümesini yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla ölçmemeliyiz. Dış ticarette ne kadar kazandığımıza bakmalıyız; daha önemlisi, bu kazancın toplumsal refaha ne ölçüde yansıdığını öğrenmemiz lazım, bakmamız lazım. Aylık basın toplantınızı da dış ticaretin hadleri üzerinden değerlendirmenizde fayda var.